Hayri Kozak Neden Konuşur, Neden Eleştirir

“O sadece eleştirir… Devamlı muhalefet yapar… Eleştirmek en kolay iştir, yönetime girsin de görelim…” derler, yazarlar bazıları benim için…

GS üyeliği yaşamımda ilk kez rahmetli başkanımız Prof. Dr. Ali Uras döneminde 21 Nisan 1979’da kürsüye çıktım, yaşım 34 idi. Bugün yaşım 68 hala mikrofonlardayım. Adeta yüzüm eskidi, sanmayın ki farkında değilim. Yıllardır çok alıştığım kürsüden beni dinleyenlerin yüz hatlarını, psikolojilerini görebiliyor, hissedebiliyorum. Dikkatle dinleyeni de, uyuklayanı da…

Herkesin şunu iyi bilmesini rica ediyorum. Galatasaray topluluklarının önünde kürsüye çıkmak kolay değildir. Bunca yıldan sonra Hayri Kozak için de asla bir zevk değildir. Ancak olayın benim sizlerle paylaşmak istediğim bana göre bilinmesi gereken bazı acı gerçekleri olduğunu söylemek durumundayım.

1) Olağan Genel Kurul Toplantıları, üye tabiri ile kısaca Mali Kongreler, her yıl bir kez yapılır. Mali, idari, sportif tüm icraatların ve yeni bütçenin tartışılacağı çok önemli toplantılardır. Hayattaki üye adedinin takriben 12.000, kaydı açık üye sayısının 8-9.000 olan son 2 yılın Genel Kurul katılımlarına bakalım:

Okumaya devam et

Meşhur Açılışımızı Hatırlayalım 2

Yeni stadımızın açılışı sonrası, Stad’ın maliyeti ve bu maliyetin kim tarafından karşılandığına ilişkin yapılan çeşitli yanlış açıklamalara Kulübümüz tarafından gerekli cevapların yeterince verilmediğini görerek, o günlerde davet üzerine katıldığım bazı TV programlarında söylediklerimi hafızaları tazelemek adına sunmayı faydalı görüyorum. Bildiğiniz gibi Dün NTV’de Can Dündar ile yaptığım bir söyleşiyi de blogda  sizlere sunmuştum. Bugün de başka bir televizyon programından bir parçayı paylaşıyorum.

Bu gerçeklerin özellikle Galatasaraylılar tarafından iyi bilinmesi gerektiğine inanıyorum

Galatasaray Adası Hakkında

Galatasaray Spor Kulübü’nün sahip olduğu en değerli gayrimenkullerden biri olan Ada, İstanbulumuz’un çok önemli güzelliklerinin başında gelen İstanbul Boğazı’nda bulunan tek kara parçasıdır. Kulübün Fenerbahçe Burnu’ndaki Kalamış Tesisleri ile birlikte iki sportif ve sosyal tesisinden biri olan ve takriben 8 yıldır bir kiracı tarafından işletilen Ada’nın bugünkü statüsü ve kira koşulları üyeler arasında uzunca süredir merak konusudur. Camiada sürekli tartışma konusu olan bu durumu aydınlatacak şekilde bir bilgilendirme yapmanın yararlı olacağını düşünerek elimdeki bazı önemli bilgileri ve Ada’nın geleceği hakkında tamamen kişisel düşüncelerimi Galatasaraylılarla paylaşmak istedim. Bu arada  devam eden  Tahliye davasının ilk duruşmasının 06 Ağustos 2013 saat 11.30′da İstanbul 7.Sulh Hukuk Mahkemesi’nde yapılacağını  ilgilenenlerin bilgisine sunarım.

Galatasaray Adası

Okumaya devam et

Meşhur Açılışımızı Hatırlayalım

Galatasaraylıların yıllarca beklediği, yapım süreci de tartışmalara konu olan Ali Sami Yen Spor Kompleksi’nin 15 Ocak 2011’de gerçekleştirilen açılışında yaşananlar uzunca bir süre gündemimizi meşgul etmişti. Her ne kadar bugünlerde güncelliğini yitirmiş bir konu gibi gözükse de, Ali Sami Yen Spor Kompleksi hakkında o günlerde karşılaşılan ve tüm Galatasaraylıları üzen hayati konular bugün de geçerliliğini kısmen korumaktadır. O günlerde Ali Sami Yen çevresinde dönen olayları hatırlamak için Can Dündar ile gerçekleşitirdiğimiz programı paylaşıyorum, bu konuya tekrar döneceğiz:

Silivri’de Toplu Katliam

Uzun zamandır çeşitli platformlarda ve buluşmalarda dile getirdiğim görüşlerimi, özellikle Galatasaray, diğer spor kulüplerimiz ve ülkemiz hakkındaki bilgi ve yorumlarımı paylaşmak için ben de Twitter’a katıldım (adresime buradan ulaşabilirsiniz). 27 Temmuz’da Hakan Şükür’ün bir tweetine yazdığım ve aşağıda görebileceğiniz yanıt çokça paylaşıldı ve üzerinde yorum yapıldı. Hepsinin iyi niyetle yapıldığını varsaydığım yorumlara hem bir cevap olarak hem de 140 karaktere sığmayan görüş ve tanıklığımı geçtiğimiz eylül ayında yazmış olduğum ve sınırlı sayıda insanla paylaştığım aşağıdaki yazıda bulabilirsiniz. Her ne kadar medyada yeterince ilgi görmese de şu günlerde nihai sonucunu öğreneceğimiz, Balyoz Planı olarak isimlendirilen dava ile ilgili yazımı ve Ali Sirmen’in 28-29 Eylül 2012 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde bu yazı ile ilgili kaleme aldıklarını tüm güncelliğini koruduğunu üzülerek görerek, bloğumun ilk yazısı olarak paylaşıyorum.

Silivri’de Toplu Katliam

Yazıma başlarken konunun hassasiyeti nedeniyle daha önce bazı gruplara açıkladığım bir durumumu tümünüze bir kez daha bildirmekte fayda görüyorum.

Demokrat Partinin ilk iktidar yani 1950 döneminin milletvekillerinden Kamil Kozak’ın oğluyum. Yani eski bir Demokrat Partili ailenin çocuğuyum. Rahmetli Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın idamlarını delikanlılık dönemimde yaşamış olmam beni sınırsız bir isyan ve nefret duygusuna sevketmiş de olsa ben her zaman Türk Silahlı Kuvvetlerinin Cumhuriyetimizin en ciddi güvencesi, teminatı olduğuna inanırım. Ülkemiz insanının büyük çoğunluğunun inandığı gibi…

Bugünün hükümetinin 1960’lardan bugüne yaşanmış birkaç darbe girişimi ve askeri harekatı sebep olarak gösterek, “bu tür girişimlerin bu ülkede bir daha yaşanmayacağı ve ülkemizde asla askeri müdahale olmayacağı” sloganı ile günümüzün ordu mensuplarına karşı çok ciddi kıyım hareketi başlattığı inancındayım.

Yazımın konusunu bu nedenleSilivri’de toplu katliamolarak seçtim.

Okumaya devam et