Gerçeklere Çağrı Grubu’nun Duyurusu

Sevgili Dostlar,

Sizlere 7 Haziran tarihinde yapılacak ülkemiz için hayati önem taşıyan genel seçimlerle ilgili “Gerçeklere Çağrı Grubu” adı altında yapmış olduğumuz bir çalışmayı takdim ediyorum.

7 Haziran da sandıklarda buluşmak üzere sağlıklı günler dilerim.

Saygılarımla
Hayri Kozak  

Gerçeklere Çağrı Grubu, Büyük Atatürk’ün bizlere emanet ettiği çağdaş, demokratik, insanların haklarını huzur içinde güvenle arayabildiği bir ülke olmaktan gittikçe uzaklaşan Türkiye’mizin geleceğinden kaygı duyan, fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür vatanseverlerden oluşmaktadırGrubumuz, 7 Haziran seçimlerinden sonra TBMM’nin daha demokratik bir temsil ortamına kavuşmasını ve en az bir koalisyon hükümetine imkan verecek aritmetiğin gerçekleşmesini çok önemli ve hatta tek seçenek olarak görmektedir. Bu yolla hızlı kararlar alınan tek parti iktidarı yerine; doğru kararlar alınan, ortaklardan oluşan iktidar mümkün olabilecektir.

Ülkemiz, bir süredir, çok vahim ekonomik gerçeklerle karşı karşıyadır. Bugüne kadar yazılı ve görsel medya kanalları, çok büyük ölçüde hükümet sözcülerinin söylem ve haberlerine yer vererek halkımızın bu gerçeklerden tamamen habersiz olarak oy kullanmalarına yol açtılar ve açmaktadırlar. Halkımızdan saklanan ve aşağıda örnekleri verilen bu gerçekler oy tercihlerinde temel göstergeler olmalıdır. Bunların topluma yansıtılması ile halkımız bu gerçeklerin ışığında oy kullanma imkanını bulacaktır.  Bu nedenle Grubumuzun hazırladığı güncel ekonomik veriler içeren bir rapor da ekte sunulmaktadır.

Türkiye, 2015 seçimleri dolayısıyla çok önemli ve son derece hayati bir eşiğe gelmiş bulunmaktadır. Bu seçimlerde ülke “Başkanlık Sistemi” tanımı arkasında ısrarla tek adam yönetimine doğru sürüklenmek istenmektedir. Bu gidişi hukuk içinde, demokratik yollardan engellemek bizler için vatani bir görev haline gelmiştir.

İnanıyoruz ki ülkemizin içinde bulunduğu ortamda hepimize düşen önemli sorumluluklar bulunmaktadır. Bu anlamda tartışılmaz ilk hedef yıllardır seçimlerde oy kullanmayan vatandaşlarımızı sandığa gitmeleri için mutlak surette ikna etmektir. 2007 seçimlerinde 7.749.612 (%22), 2011 seçimlerinde ise artarak 9.864.459 (%23) vatandaşımız oy kullanmamıştır. Bu büyük potansiyeli harekete geçirmek gerekmektedir. 

HALKIMIZA ÇAĞRIMIZ:

– Başta bütünüyle Anayasa’nın, Atatürk ilkelerinin, laikliğin, hukuk ve adaletin, çağdaşlık anlayışının ayaklar altına alınmasına karşı çıkmaya,

– Devletin en önemli denetim belgesi olan Sayıştay Raporu’nun Cumhuriyet tarihinde ilk defa TBMM denetiminden gizlenmesini şiddetle protesto etmeye,

 – Hukukçularımızı, Deniz Feneri ve darbe kandırmacası şeklinde sunulan 17-25 Aralık davalarının aklanmasındaki garabeti haykırmaya ve bu davalarda hukukun üstünlüğünü ısrarla sağlamak için mücadeleye,

– Balyoz ve Ergenekon davalarında aldatıldıklarını ve kandırıldıklarını ifade eden devlet ve hükümet yetkililerinin bu itiraflarından hareketle bu davaların mağdurlarının maddi ve manevi tüm hakları iade alınana kadar mücadeleye,

– Kadınların eşit katılım ve eşit temsil haklarının Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi kararlarına uygun şekilde çağdaş ülkeler seviyesine getirilmesi için mücadeleye,

– Halkımızı, eğitim ve sağlık sistemlerimizdeki çarpık yapıyı demokratik protesto etmeye,

DEMOKRATİK VE BARIŞÇI YOLLARDAN TEPKİ VERMEYE ÇAĞIRIYORUZ..

Yukarıda sıralanan gerçekler ve ülkemizin içinde bulunduğu fevkalade olumsuz ekonomik koşullar nedeniyle, bireysel özgürlüklerimizin korunması ve insan haklarının savunulabilmesi için:

–  2011 ve önceki seçimlerde, çeşitli haklı nedenlerle  en tabii demokratik haklarını kullanmayan, ümitsiz, kırgın, hatta kızgın  tüm vatandaşlarımızı,

– İlk defa oy kullanacak 7 milyon’a yakın genci,

– Bugün reel olarak 4 milyonu aşkın işsizleri,

– Taşeron şirketlerde veya sendikal haklara sahip olmadan asgari ücret ile çalışan milyonları,

– Açlık sınırının da altında emekli maaşı ile yaşam savaşı veren emeklileri,

SANDIĞA DAVET EDİYORUZ.

 

GELİN BU FARKINDALIKLARIN IŞIĞINDA,

YARINLARIMIZ İÇİN,

ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİ İÇİN

BU ÇAĞRILARDA BİRLEŞELİM.

 

İletişim: gerceklerecagrigrubu@gmail.com

 

– 2003 – 2014 Ekonomi Raporu

– Seçim sonuçları ve oy kayıpları

Atatürk 20. Yüzyılın Dünya Lideri

Sevgili Dostlar,

Kişiliği ve kariyerine büyük saygım olan  Galatasaray Camiasınının önde gelen isimlerinden değerli ağabeyim Sayın Yüksek Mimar Doğan Hasol’un geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan ”Atatürk 20.Yüzyılın Dünya Lideri” başlıklı yazısını, Cumhuriyet’te okumamış olan dostlarımız için, içeriği itibariyle ilginizi çekeceğinden emin olarak  aşağıda sizlere sunuyorum.

Saygılarımla Okumaya devam et

9 Temmuz 2011’den Bugüne!..

Galatasarayımız’da 14 Mayıs 2011 seçimlerini takiben göreve gelen Başkan Ünal Aysal ve yönetimi 56 gün sonra 9 Temmuz 2011’de Olağanüstü Genel Kurul yaparak Kulüp tarihinin tartışmasız en geniş yetkilerini almak üzere talepte bulundu ve bu yetkilerin tamamı kendilerine verildi. Amaç bankalara verilmiş bulunan teminatlar nedeniyle tıkanmış bulunan Kulüp ve Şirket gelirlerinin önünü açmak, böylece nakit akışını rahatlatıp bankalarda mevcut borçlarımızın iyileştirilmesi için gerekli girişimleri yaparak kulübü Mali açıdan düzlüğe çıkartmaktı.

Sayın Başkan toplantıda bu yetkileri talep ettiği konuşmasında Genel Kurul’a ciddi taahhütlerde bulundu ve sözler verdi. Bu konuşmanın tam metnini içeren genel kurul tutanaklarını sizlere aşağıda sunuyorum.

Bu toplantıdan bugüne kadar yani 09.07.2011 – 27.10.2013 tarihleri arasındaki 841 günlük süreçte GS Sportif A.Ş. hisselerinin %28’i satılarak ve sermayesi 13,9 Milyon TL’ye arttırılarak çok ciddi gelirler elde edildi. Ancak bu olağandışı gelirlere, yeni stadın gelirlerine, Sportif alanda özellikle Futbolda elde edilen çok ciddi başarılara rağmen Kulübün mali durumunda, basında sık sık yer aldığı şekliyle hiçbir zaman olumlu sonuçlara ulaşılamadı.

Tam aksine:
a. Dönem başında ana kulübün elinde bulunan %83 oranındaki hisse miktarı bugün itibariyle %55’e düştü ve böylece olağanüstü genel kuruldan bir gün önce, 8 Temmuz 2011’de halka açık şirketimiz GS Sportif A.Ş’nin piyasa değeri 1.023.226.828 TL iken, 25 Ekim 2013 itibariyle hisse değerinin 28.40 TL’ye düşmesi sonucu bu değer 395.907.984 TL’ ye kadar azalmıştır.
b. Kulüp ve Şirketlerinin elimizdeki son konsolide mali verilerini de özet olarak 9 Ekim 2013 divan toplantısında yaptığım konuşmanın videosunu blogumda sizlere sundum. Bu sunumda ifade ettiğim rakamların tümü Kulüp ve Şirketlerinin resmi verilerinden alınmıştır. Aynen izleyebilirsiniz.

Aşağıdaki toplantı zabıtlarını sizlerle paylaşmamın amacı, Sayın Ünal Aysal’ın 841 günlük yönetim süreci içinde elde edilen, yukarıda ana hatlarıyla detayını verdiğim olağan ve olağanüstü çok önemli gelirlere rağmen, 9 Temmuz 2013 tarihinde Genel Kurula, genel anlamda Galatasaray Camiasına verilen söz ve taahhütlerin olumsuz sonuçlarından sizleri haberdar etmek ve bunları hatırlatmaktır.

Genel bir değerlendirme yapacak olursam kulüp tarihinin en yüksek seviyede gelirlerinin sağlandığı bir dönem olan bu süreçte:

1. Kulübe sabit kıymet olarak, Kalamış Tesisleri’nin tamamlanması, yelken tesislerinin yenilenmesi dışında, ciddi bir yatırım yapılmamıştır. Yapılan harcamanın toplam gelir rakamı içindeki payı dikkate alınmayacak kadar düşüktür.

2. Banka kredileri ve toplam konsolide borçlarda dönemsel olarak iniş çıkışlar yaşansa da sonuç olarak krediler ve toplam borçlarda TL bazında ciddiye alınacak bir düşüş sağlanamamıştır.

3. 841 günlük dönem sonunda Kulübün konsolide nakit ve benzerleri varlığı da son derece düşük seviyede kalmıştır.

4. Kulüp genelinde tasarrufa önem verilmemiş, harcamalar artarak gelişmiş. 2011, 2012 ve 2013 yılının ilk 6 aylık döneminde giderler devamlı artmış ve kulüp tarihinin en yüksek seviyelerinde seyretmiştir.

Bilinmesi gerekir ki bunların hiçbiri gizli bilgiler olmayıp, Divan ve Genel Kurullarımızda tüm üyelerimiz, yazılı ve görsel medya önünde serbestçe paylaştığımız, ayrıca KAP’ta da kamuoyu bilgisine sunulan bilgilerdir.

Saygılarımla,

GALATASARAY SPOR KULÜBÜ
09 TEMMUZ 2011 TARiHLi OLAGANÜSTÜ GENEL KURUL TOPLANTI TUTANAGI

Başkan Ünal Aysal’ın Konuşması: Saygıdeğer üyeler, sevgili Galatasaraylılar, krizleri yönetemiyorsanız, başarı şansınız  yok demektir. Özellikle bu hafta futbol dünyamızda yaşadığımız kriz, dünya spor tarihinde  eşine az rastlanan  krizlerden. Sonuçların  nereye  varacağını tam  olarak  kestirebilmek  mümkün  değil.  Ama  hiçbir şeyin  eskisi gibi  olmayacağı  kesin. Bu durum  karşısında doğal  olarak  bir yandan öncelikli  işlerimizi tamamlamaya   çalışıyoruz. Bir  yandan  da  sürecin yakın  takibi içindeyiz.  Bu süreçten, Galatasarayımızın ve Türk futbolunun  kayıpsız  çıkması için elden gelenin yapılmakta  olduğuna emin olmanızı isterim. Ne mutlu ki kulübümüz 106 yıllık  tarihine  yakışır  bir şekilde  gelişimini sürdürmeye  devam  etmektedir. En önem vermediğimiz şey  olan  saygınlığımız,  her  şeyin  üstünde  tutulmaya  ve korunmaya devam   edecektir.   Müsterih  olunuz.  Galatasarayın   böyle  bir  ortamda   hiçbir  leke almamasını  sağlayan,  geçmiş  tüm başkanlarımıza, yöneticilerimize, sporcularımıza burada huzurunuzda şükranlarımı sunuyorum. Değerli arkadaşlarım,  bizim dışımızda gelişen bu kriz, birkaç  gün için bile olsa, birikmiş ev ödevlerimizi ihmal etmemize yol açmamalı.  Galatasarayın kaybedecek  zamanı yok. işte bu sebeple, son Genel Kurul tarafından,  toplantısından 7  hafta  sonra,  bugün  tekrar  karşınızdayız.  Öncelikle  bu Olağanüstü   Genel  Kurul  buluşmamızı  fırsat  bilerek,  şeffaf  yönetim  anlayışımızın gereği,   geride   kalan   dönemin   kısa  bir  bilançosunu,  burada   sizlerle   paylaşmak istiyorum. 14 Mayıs Genel Kurulumuzda  sizlere neler vaat ettik, hatırlayalım.  Sıhhatli ve  güven  veren   düzenli  bir  mali  tablo,  sağlam  bir  kurumsal  yapı. Uluslararası düzeyde sürdürülebilir bir sportif başarı. Ve 14 Mayısta bu sorumluluklar  bize verildi. Ve  53   gün   önce  mazbatamızı  alarak   çalışmaya   başladık.   Sezon   sonu  olması itibariyle,  sportif  meseleler  aciliyet  kazanmıştı.  Bir  an  önce  Florya’nın  gerek  idari, gerekse  sportif  bakımdan   taparlanması   gerekiyordu.  Büyük  bir güven  ve  keyifle söyleyebilirim  ki,   bu  konuda   çok önemli mesafeler   kat  ettik.   Medya   Forlan’la uğraşmaya  devam  etsin.  Bir  sonuç  olarak,  biz sonuç  olarak  çok  güçlü  bir takımı kurmuş  durumdayız. Üstelik  son  derece  cüzi  benservis  bedelleri  ödeyerek.  Ama henüz  süreç tamamlanmadı, çalışmalarımız sürüyor  ve önümüzde  birkaç  günümüz, birkaç  hedefimiz  daha  var. Asıl bilmenizi istediğim  şey, bunlar  değil, dışarıdan  her şey sadece futbol ve dünya çapında yıldızlar olarak gösteriliyor. Ama kulübümüzün geleceği  sadece  orada değil, futbol dışındaki tüm  branşlarda  da yepyeni gençlerle çok  daha  güçlü  ve  iddialı  ekipler  yaratma  hedefimizde   çok  önemli  adımlar  attık.

 

Önümüzdeki sezondan  itibaren hepsiyle  gurur duyucağız. Sportif konular dışında ilk icraatımız  mali  durumun tespiti  için  beynelmilel  bir  denetim  şirketi  olan  Ernst  & Young’u  görevlendirmek oldu. Bu arada kulübün profesyonel  yöneticilerini  tanımaya ve  kapıda  bekleyen alacaklıların   gerçek  olanlarını  ve  önceliklerini  tespit etmeye çalıştık. Durum tahmin edeceğiniz  gibi şöyleydi: Kasamız bankalardaki hesaplarımız, şu anda tamamen boş. Kulüp ve sportif a.ş.nin alacak ve giderleri, önümüzdeki 2.5 yıl sure ile bankalara temlikli. Birikmiş ve vadesi geçmiş borçlar tahminlerimizin üzerinde, tam rakam söyleyeyim, 73.6 milyon dolar. Bu noktada en büyük yanlış, tek suçlu aramak, tek bir dönemi ve yönetimi suçlamaktır. Değerli Galatasaraylı arkadaşlarım, başka yerde suçlu aramayalım. Suçlu bizleriz. Bu konulara yıllardır gerekli ilgiliyi göstermediğimiz için Galatasaray üyeleri olarak, hepimiz suçluyuz. Genel kurullara katılmak, mali ve kurumsal meseleleri anlamak ve fikri katkılarda bulunmak konusunda hepimiz biraz pasif davrandık. Bu düzeye gelmiş hiçbir spr kulübünün bu lükse tahammülü yoktur. Hepmiz meselelerin boyutunu bilmek, çözümlerini anlamak ve görüşlerimizi açıklıkla paylaşmak zorundayız. Galatasarayımıza sahip çıkmak demek, böyle davranmak demektir. Bu vesile ile buguün gelen kurulumuza katılan siz değerli üyelerimize ve düne kadar görüş ve dileklerini doğrudan yada delaylı olarak aktaran arkadaşlarımıza burada özellikle teşekkür ediyorum. Her bir konuyu büyük bir açıklıkla  aktarmaya,  aydınlatmaya özen göstereceğim, sizden tek ricam, konuları Galatasarayın geleceği için, büyük bir sorumluluk ve medyada yaratılmaya çalışılan kirlilik ve asılsız dedikodulardan arınmış olarak dinlemenizdir. Böyle olacağından da eminim. Değerli arkadaşlarım, son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim. Galatasarayın çözülemeyecek problemi yoktur. Bütün mesele, birikmiş problemleri en kısa sürede, en az maliyetle çözmek ve bu süreçten çok daha güçlenmiş olarak çıkmanın doğru formülünü  bulabilmektir. ihtiyaçlarımızın büyüklüğü ortada, işletme sermayesi olmayan, tüm gelirleri temlik edilmiş bir ortam, bu duruma ek olarak henüz tamamlanmamış  ve 1O  milyon dolar civarında bir yatırıma ihtiyaç gösteren bir stat, ciddi anlamda  bakım ve yenilenmeye ihtiyacı olan Kalamış ve Hasnun Galip, 30 Eylül’de umarım son duruşması yapılacak olan Galatasaray adası gibi, kimisi büyük, kimisi  küçük,  ama hepsi  önemli  meselelerle  de  karşı  karşıyayız.  Bu  arada bir sevindirici  haber,  Voleybol takımımızın antreman  ve kamp yapabileceği tesislerle ilgili.  Bu  konuda  2011 bütçesinde  1  milyon  750  bin  liralık  bir  yatırım  kalemi onaylanmıştı. Ancak Florya’da yeterli yerin olmadığı ortaya çıktı ve Sayın Mehmet Emin  Karamehmet’in yardımlarıyla  Pamukspor  tesislerini  kiralamış bulunuyoruz. Böylelikle düşünülen yatırım, yaklaşık 1/7 sine mal oldu. Yani 250 bin TL sına. Büyük bir rakam değil gibi görünüyor ama bugün bütçemizde 1.5 milyon liralık bir iyileşme hakikaten  güzel  bir  haber  sayılabilir.  Florya  altyapı binasının  komple  yenilenme çalışmaları  da başlatılmış  durumda.  Değerli  Galatasaraylı  dostlarım, birikmiş ve aciliyet kazanmış sorumluluklarımızın büyüklüğüne oranla, yetki sınırlarımızın çok dar olması ikilemi karşısında sizden ihtiyacımız olan yetkileri talep etmek üzere bugün huzurunuzdayız. Her vesileyle belirtmeye çalıştığım gibi, kulübümüzün bugüne kadar biriken  büyük borç  stoğunun karşılığında büyük olanakları  da mevcuttur. Burada yöneticilere  düşen görev,  bunları en  uygun  zamanda, en  uygun  şartlarla ve de gecikmeden değerlendirip, kulübümüzü ağır faiz yükünden bir an önce kurtarmak, Galatasaraya  hakkı  olan  krebiliteyi tekrar  iade  etmek  ve  gerek  bankalar,  gerek piyasalar,     gerekse             profesyonel      hizmet aldığı    kişi       ve        müesseseler      önündeki saygınlığını korumaktır. Bu hizmetlerin verilme zamanı çoktan gelmiş hatta geçmiştir. Hedeflerimiz huzur ve güven ortamını, kurumsallaşmayı ve sportif başarıyı, bu etap geçmeden yakalamaya çalışmak, katiyetle mümkün değildir. Bazı kardeşlerim, bana bu Olağanüstü Genel Kurulu neden bu kadar süratle ve bu kadar net ve kapsamlı yetki talepleriyle yapmak zaruretinde olduğumu sordular. Buna yanıtımı biraz önce galiba verdim. Bildiğiniz gibi, muaccel borç, ödemesi, ödeme vadesi geçmiş borç anlamına  geliyor.  Yani dün ödenmesi gerekirken, eda edilmemiş borç, başka bir deyişle  gecikmiş  durumdayız. Yönetimimizin bunu ödemesi için, kulübün hangi imkanlarını seferber etme imkanı ve yetkisi var? Bankalardaki ve kasadaki nakitle, böyle bir nakit yok. Banka kredileriyle hiçbir bankada kullanılabilir kredimiz yok. Yeni kredilerle, tüm gelirler temlik etmiş durumdayız ve garantimiz yok. Alacaklarımız da, böyle bir alacakyok, hem de uzun bir sure olmayacak. Hepsi temlik edilmiş durumda. Mal ve mülkün değerlendirilmesi ile bunun için yetkimiz yok. Özetle bugün sizlerden 14 Mayıs’ta yüklendiğimiz büyük ve kapsamlı sorumluluklarımız yerine getirmemiz için bu sorumluluklara paraleler yetkilerle donatılmış olmayı talep ediyoruz. Şimdi bunları açayım. Talep ettiğimiz yetkiler, talep ettiğimiz yetkilerle nasıl bir mali program ve strateji uygulamayı planlıyoruz ve ne gibi net hedefler benimsemiş durumdayız? Bakalım. 3 temel meseleyi acilen çözmek zorundayız. En kısa vadede, muaccel 73.6 milyon dolar borcu ödemeliyiz. Iki, kulüp ve bağlı şirketlerin aktivitelerinin aksamadan devamı için ihtiyacı olan aylık ortalama 15.5 milyon dolar genel masrafları karşılamak ve buna ek olarak yeni transfer avanslarını ödemek. Üç. Bankalara 150 milyon dolar ve diğer alacaklılara olan borçları yeniden yapılandırıp, temlikteki gelirleri ve varlıkları kurtarmak ve yıllık 16 milyon doları bulan ağır faiz ve finansman yükünü düşürmek, mümkünse ortadan kaldırmak. Hatırlayacaksınız, geçtiğimiz yönetime son mali genel kurulda borçlanma yetkisi vermiştik. 14 Mayıs’taki genel kurul öncsinde bu yetki banka kredileriyle sonuna kadar kullandığı için bu yönetimin bir Türk lirası dahi borçlanma imkanı ve yetkisi kalmamıştır. Bu 3 ana hedefe hangi araçlarıyla ulaşabiliriz? Muaccel borçları, en kısa sürede kredilendirebileceğimiz araç, şu anda Sportif A.Ş. hisse senetlerinin bankara rehni veya reposu. Bunların arasında en ucuz ve süratli işlem, hisse senedi reposu, yani hisse senedi satışı değil. Repo işlemi nasıl gerçekleşiyor? Burada ciddi bir yanlış anlaşma var. Bunu huzurunuzda netleştirmek istiyoruz. Biz bankaya bir miktar hisseyi, tekrar aynı fiyatla vade sonunda geri almak şartıyla satıyoruz, şekli bir muameledir. Vade sonunda da geri satın alıyoruz. Bunun için neye ihtiyacımız var? Hisse senedi alım satım yetkisine, çünkü fiili olarak, teknik olarak bir satış muamelesi yapılıyor, yine teknik olarak da bir alış muamelesi yapılıyor. Yetkiniz yoksa, bu muameleyi tamamlamanız mümkün değil. Bu konuda çalışmalarımız sonuçlanmıştır. Yetki alınmasına bağlı olarak bekletilmektedir. Bunun dışında çok süratli bir digger yöntem ise. Yine belirli bir miktar hisse senedinin direk piyasaya satışı ve bedelinin tahsili ile borçların kısmen ödenmesi ve faiz yükünden kurtulunması. Bunu dünyada bütün bu kulüpler, firmalar hepsi yapıyorlar. Nakit tablosu düzenledikten sonar, yine istenirse, bu hisselerin piyasadan, hisselerini piyasadan toparlıyorlar. Bildiğiniz gibi şirket birleşmeleri sonrası, Sportif A.Ş. artık geliri giderine kullanılan ve yatırımcının ana beklentisi temettü almaktan ziyade piyasadaki değer artışlarından para kazanmak olan İngiliz sistemi bazındaki bir şirket modeline dönüşmüş durumdadır. Genellikle bu şirketlerde hisse değer artışlarını control hissesini elinde tutan yönetici ortaklar ve de sportif başarılar tayin eder. Sanıyorum bunca borç varken, neden transfer yaptığımızın cevabı da burada yatmaktadır. Piyasada değerler yüksek iken, bir miktar hisse senedi satıp, ucuz ve faizsiz sermayı girdisi elde edip ve bunu akıllıca yönetip, alıp satarak devamlı gelir sağlamak yönetimlerin başarısını simgeler. Şirketlerimiz bugün ortalama %8.75 bazında, kredi kullanmakta ve her yıl 15 milyon US dolar faizim üstünde faiz ödemektedir. Bir miktar hisse senedi satışı bu tür yükleri hafifletmek için bütün halka açık şirketlerin çok sık kullandığı bir yöntemdir. Ancak burada şunu belirtmeliyim ki, biz bugün son olaylardan sonar, ani düşüşe geçen Galatasaray Sportif hisselerinin bu etapta satışını katiyetle önermiyoruz. Sadece az once tarifini yaptığımız repo işlemini planlıyoruz. Bu rehin işleminin kardeşi bir işlem, ikisi de aynı kapıya geliyor. Yani kredi vadesi sonunda tekrar aynı değerlden geri alma şartıyla satış formula. Bu repo bazındaki finansmanın geri ödemesini yeni üretilecek, yeniden üretilecek ek gelir sağlayıcı yatırım ve ticari projelerle karşılamayı planlıyoruz. Sadece bu porsiyon için, bu kısım için. Kulüp ve bağlı şirketlerin, günlük ihtiyaçlarının düzgün ve tutarlı bir nakit akış tablosu bazında kurgulanarak, düzenli bir programa konulması için kullanılacak enstrüman, şu anda banklara temlik edilmiş bulunan, sponsorluk, yayın hakları, reklam ve stat gibi gelirlerin kullanımının da serbest kalması. Ancak banka borçlarının refinance edilmesi ile mümkün olabilecektir. Bunlar, şu anda hiçbir şekilde bizim kullanımımıza açık değildir. Direk bankalara gitmektedir. Bankaların 150 milyon dolarlık alacakları ve digger bazı büyük alacaklara dönük borçların refinansmanı. Ve ortalama 4.5 yıllık bir vadeye yayılması için bunun için de dış ve iç bankalarla çalışmaları başlatmış bulunuyoruz. Burada önemli olan alınacak finansmanın  karşılığı olarak  devamlı bir akar  ve gelir  kaleminin banka borcunun arkasına monte edilmiş olmasıdır. Böylece bilançomuzun bir tarafında, borç, diğer tarafında sağlam garantilere bağlanmış bir alacak kalemi devreye sokulmuş olacaktır. Bunu  sağlamak  üzere  sizlerden  daha  önce  birkaç  kez  bizden  önceki Yönetim Kurullarına zaten verilmiş olan Riva arazisi ile ilgili yetkilerin yenilenmesini ve bize de bu yetkilerin tanınmasını talep ediyoruz. Burada gaye     finansmanımızı garantileyebilecek miktar ve güçte en sağlam garantileri alarak, süratle bir potansiyel yatırımcı ile anlaşma imzalamaktır. Bildiğiniz gibi Riva arazisi için, 9 yıllık çalışmanın ve 6 milyon liralık maliyetin sonucunda, üzerinde 844  villa yapılmak üzere inşaat ruhsatı alınmıştı. Yine bildiğiniz gibi, geçtiğimiz dönemde bir ihale açılmış ve tek bir teklif gelmişti. Doğrusu aslında iki teklitti de bir tanesi kale alınamayacak bir teklifti. Bu proje inşaata başlama süresinin yani ruhsatının sonuna yaklaştığımız 22 Şubat 2012 tarihidir, ruhsatın bitiş tarihi, çok son derece öncelikli bir duruma gelmiştir. Biz bu konuda ne yapıyoruz? Geçtiğimiz yönetime gösterilen güven ve verilen yetkinin bizden de esirgenmeyeceğine inanarak, öncelikle bu alanın uzmanı, sayın duayenlerimizden   bir  komisyon  kurarak  şartları  nasıl   daha  iyileştirebiliriz  diye çalışmaya başladık. Özetle hedefimiz şu. Bir önceki tekliften daha iyi şart!arla,  kar paylaşımı  bazında  ve  250  milyon  doların  altına  düşmeyecek  şekilde  garantileri sağlanmış,  yeni teklifler  almak  ve ruhsat  tarihi geçmeden  projeyi en iyi şekilde değerlendirmek. Hepinizi müsterih kılacak bir vaadimi daha burada açıklayayım. Riva Sayın Beyazıt  döneminde  Galatasarayımıza kazandırılmış,  en büyük  değerlerden biridir. Değer artışı bakımından son derece başarılı bir çizgide sayretmiş ve bugün artık olgunluk  noktasına  gelmiştir.  Ancak  büyüyen  Türkiye  ve  Istanbul’da henüz yeterli primi yapmamış, önümüzdeki dönemde bu potansiyeli taşıyan daha pek çok yeni fırsat bulunmaktadır. Bu konuda da çalışmalara başlamış bulunuyoruz. Sizlere en geç dönem sonunda kulübümüzün aktiflerine böyle bir değer eklerneye şahsen söz veriyorum. Iyi bir çalışma ile bu rafinansman projesinin en geç bu yıl sonuna kadar gerçekleşmesini planlamaktayız. Böylece geri ödemesi ve faiz yükü tamamen bir gayrimenkul gelişim projesi ile garantilenmiş ve ödeme takvimi altına alınmış, bir toplu finansman formülü üretilmiş olacaktır. Değerli üyeler, sevgili kardeşlerim, yukarıda özetle arz etmeye çalıştığım program ve temelindeki basitleştirilmiş fir:ıans formülleri dışında, diğer finans imkanlarını da bu arada araştırıp yedekte tutmayı planladık. Bunlardan biri de bono ihracı formülüydü, ancak yaptığımız araştırma ve analizler, bunun   daha   uzun  süre   isteyen  ve   daha   masraflı  ve bugün   için gerçekleşmesi riskli olup, özellikle bizim gibi, ağır nakit sıkıntısı çeken bir spor kulübü için gerçekleşmesinin oldukça zor olduğu ortaya çıkarmıştır. Ancak bu yöntem ileride kar getirici büyük yatırım projelerinin finansmanında kullanılabilecek bir imkan olarak düsünülmektedir. Bazı arkadaslarımız muhtelif vesilelerle bize neden özel ve kısa vadeli   borçların devreye   sokulmasını   düşünmediğimizi   sordular.   Bunun için kendilerine seçim süreci içerisindeki beyanlarımı ve sözlerimi hatırlattım. Bunu bugün huzurunuzda bir kere daha tekr9rlamayı faydalı buluyorum. Öncelikle UEFA’nın yeni normlara göre 2012 Ocak ayı itibariyle, hiçbir spor kulübü, şahıslardan ve özellikle yöneticilerden borçlanamayacaktır. Ayrıca Galatasarayın kimsenin hiçbir şahsın parasına, puluna da ihtiyacı yoktur. Evet çok ciddi bir nakit sorunu vardır. Ancak karşılığında çok daha değerli aktifleri mevcuttur. Buna rağmen kulübümüze şu kısa dönemde, 10 milyon doların üstünde bir kasa kolaylığı sağlamak zorunda kalınmıştır.

Önemli olan yöneticilerin bunları en ekonomik ve güvenli finansman projeleri bazında, nasıl değerlendirecekleridir. Yani Galatasarayın ihtiyacı olan kişilerin maddi varlıkları değil, tecrübeleri, bilgileri ve kapasiteleridir. Bugün sizden talep edilen yetki demetinin tamamı, mevcut borç miktarının ödenmesine dönük olup, bunu aşmamaktadır. Bahsedilen rakamlar, kulağıma gelen rakamlar, tamamen yanlıştır. Bir borcun yerine başka daha iyi bir borçlanma formülünü getirerek, o miktarı aşmayacak bir borçlanmadır. Yani bugün borcumuz 328 milyon dolarsa, borcumuz 328 milyon dolar olarak kalacaktır. Bunun üstüne bir ekleme yoktur. Sadece mevcut borcun iyileştirilmesi, daha iyi bir formül, Galatasarayın dayanabiieceği bir ödeme programı içine konulmasıdır. Bunun için de ihtiyacımız olan yetki, özellikle buna dönüktür. Riva arazisi olsun, hisse senedi rehni olsun, reposu olsun, bunların tamamı bu borçlanmanın  ötesine geçmeyecek  bir borçlanmadır. Yani 308 milyon dolarlık bir borcu ödeyebilecek kadar bir borçlanma yetkisi talep etmekteyiz, özetle, bugün. Hisse senedi satış yetkisi ise, vade sonunda geri almak kaydıyla yapılan şekilsel bir satış olup, finans tekniğindeki adı finans reposu olarak adlandırılmaktadır. Ve burada da belirttiğimiz gibi zaten %38 lik bir hisse senedimiz bankalara rehin edilmiş durumda olup, zaten rehin edilmiş bir durumda olup, bizim bu rehin, repo işlemi için talep ettiğimiz yetki, %11 lik bir marjla sınırlıdır. Bizden önceki yönetimin kullandığı yetki, % 38 dir. Yukarıda izah etmeye çalıştığım finansman takvimi ve programı birbirini tamamlayan unsurlardan meydana getirilmiş olup, tek bir projeyi kapsamaktadır. Bu sebeple, sayın başkan ve genel kuruldan bu yetki talebimize açıdan yaklaşarak, tek bir oylama ile çözüm getirmesini öneriyoruz. Zira  bu yetkilerden birinin eksikliği, projemizin başarısını çok ciddi şekilde etkileyip, sıkıntıya sokabilecektir. Zamanımız dar çözüm bekleyen sorunlarımız acildir. Bizleri büyük bir teveccüh ile 7 hafta önce göreve getirdiniz, güvendiniz ve büyük de bir sorumluluk yüklediniz.  Biz  de  seve  seve  bu  önemli göreve  talip  olduk.  Büyük  kulüpler  ve camialar, tereddütler  ve  küçük  yetkilerle  yönetilemez.  Büyük sorunlar  da  küçük yetkilerle çözülemez. Sizlerden bugün bize ihtiyacınız olan gücü hissettirmenizi ve oylarınızia  bizi desteklemenizi,  yüreklendirmenizi ve  de yolumuzu açınanızı talep ediyoruz. Böyle bir imkanı tanıyın ki, biz de size söz verdiğimiz Galatasaray’ı getirelim, gerçekleştirelim. Güveninizi boşa çıkarmayacağımıza inanmanızı rica ediyor, sizleri saygıyla selamlıyorum, sevgili dostlarım.

Metin Oktay Fotoğraf Galerisi

Taçsız Kral’ımızın kendine has özelliklerini “Seni Anmaktan Öte, Anlayabilmek için…” söylemimizde de belirttiğimiz gibi her şeyden önce anlayabilmek için bu yola çıktık. Öyle ya O’nun gibi gerçek bir efsane anlaşılamadan nasıl anlatılabilirdi ki?

Bir resim, bin kelimeye bedeldir derler, ancak bu söylem bile sıradan resimler, fotoğraflar için söylenmiş olsa gerek, zira size sunmakta olduğumuz her bir kare için binlerce kelimeden de öte roman yazılır diye düşünüyoruz.

Her biri birbirinden değerli Metin Oktay sevdalılarının adeta ileriki nesiller için birer miras gibi sakladıkları arşivlerinden derlenmiş bu fotoğraflar ile Taçsız Kral’ımızı bir kez daha saygı ve özlemle anıyoruz…

Fotoğraf Galerisi İçin Burayı Tıklayınız

Metin Oktay Anma Gecesi’nin Fotoğrafları – 2013

“Seni Anmaktan Öte Anlayabilmek İçin” Etkinliği Görüntüleri

Açılış Konuşması: Ümit Aktan

Galatasaray Spor Kulübü Eski Yöneticisi Ali Dürüst

Galatasaray Spor Kulübü Futbol A.Ş. Eski Yönetim Kurulu Üyesi Murat Yalçındağ

Fenerbahçe’nin Efsane Futbolcusu Can Bartu

Galatasaray Spor Kulübü Eski Başkanı Mehmet Cansun

Fenerbahçeli Eski Kaleci Şükrü Ergün ve Hayri Kozak

Televizyon Programcı ve Spor Yazarı Şansal Büyüka

Ödül Etkinliği Önerisi ve Plaket Töreni

UEFA Asbaşkanı Şenes Erzik

Berlin Panteri lakaplı eski kaptanlarımızdan Turgay Şeren

Eski Fenerbahçeli Futbolcu Şükrü Birand

Gazeteci – Yazar Atilla Gökçe

Yazar Ahmet Çakır

Yakın Dostu Hayri Kozak

Her Renkten Taçsız Kral Metin Oktay

Eski Başkanlarımızdan Prof. Dr. Ali Uras

Eski Fenerbahçeli Futbolcu Şükrü Birand

Berlin Kaplanı Eski Kaptanlarımızdan Turgay Şeren

Mimar, Yazar Aydın Boysan

Yakın Dostu Cengiz Kuban

Gazeteci Hasan Tankaya

Dostlarından Hayri Kozak

Spor Yazar Atilla Gökçe

Galatasaray’ın Eski Kaptanlarından ve Teknik Direktörümüz Fatih Terim

Gazeteci Doğan Koloğlu

Gazeteci Hıncal Uluç

Eskişehirspor Eski Kaptanı Prof. Dr. Fethi Heper

Fenerbahçe’nin Eski Kaptanlarından Ziya Şengül

Metin Oktay’ı Ölümsüzleştirmek

Sadece futbol sahalarındaki olağanüstü yetenekleri ve başarılarıyla değil, belki de daha fazla, alçakgönüllüğü, çelebi duruşu, arkadaşlık sevgisi ve yardımseverliği ile bütünleşen örnek kişiliğiyle futbolumuzun tartışmasız tek idolü olan Metin Oktay’ın 22. ölüm yıldönümü yaklaşıyor. Düşünmek lazım, acaba onu ölüm yıldönümlerinde sıradan bir törenle anmak yeterli mi, Metinimiz çok daha fazlasına layık değil mi?

2010 yılında kendilerine Metin Oktay Gönüllüleri adını veren küçük bir grup bunun asla yeterli olmadığını yaptıkları son derece anlamlı, duygu yüklü bir organizasyonla kanıtladı. Milyonların sevgisinin daha net anlaşılmasından öte, Metin Oktay adının temsil ettiği değerlerin daha net algılanması, belleklere kazınması ve genç kuşaklara aktarılması yolunda çarpıcı bir örnek sergilemenin gerekliliğine inanarak kapsamlı bir çalışma başlattı. Çalışma başından sonuna kadar tamamen amatör anlayışla yapıldı, Metin Oktay adı grup üyeleri için başlı başına bir motivasyon unsuru idi.

Okumaya devam et

Bitirin Bu Düşmanlığı Röportajı Üzerine Futbol Dünyası Mensuplarından Yorumlar

Bir yıl önce, 01 Ağustos 2012 tarihinde Fanatik Gazetesi’nde yayınlanan ”BİTİRİN BU DÜŞMANLIĞI” başlıklı röportajıma, aynı gazetenin temas kurduğu, Türk Futbol dünyasının 22 değerli mensubunun 10 Ağustos 2012 tarihinde yine aynı gazetede yayınlanan  yorumlarını  da sizlerle paylaşmak istedim.

Aşağıda sunuyorum.

Taraflı/tarafsız, renk ayırımı yapmadan, akliselim sahibi tüm futbol ve barış severlerin aynı yönde çaba sarfedeceklerine ilişkin umudumu sonuna kadar koruyacak ve bu yönde ısrar edeceğim. Bu ülke ve bu takımlar hepimizin. Sizlerin de, ümitsizlik yorumları yapmadan bu istikamette çaba sarfetmenizi önemle rica ediyorum.

GS – FB İlişkilerinin Ülkemiz Barış Ortamı için Olağanüstü Önemi

Son bir yıl içinde maalesef yine sık sık şahit olduğumuz yönetici beyanları ve Twitter üzerinden izlediğim kadarıyla bu akşamki maç öncesi  taraftarlar arasındaki sert atışmalar ve karşılıklı hakaretler her iki kulüp arasındaki gerginliğin aynen devam ettiğini göstermektedir. Liglerin başlamasının arefesindeki bu manzara karşışında 09 Ağustos 2012 tarihinde Fanatik Gazetesi’ne verdiğim ”BİTİRİN BU DÜŞMANLIĞI” başlıklı röportajı, bugün için de aynen geçerli olduğu inancıyla, sizlerle tekrar paylaşmayı zorunlu gördüm. Dikkat ve sabırla okumanız ricasıyla aşağıda sunuyorum.

Bitirin Bu Düşmanlığı

Son 1 yıllık süreçte iki kulüp arasında gelişen olaylar, ilişkileri en küçük bir hatada patlamaya hazır bomba haline getirdi. 12 Ağustos’taki Süper Kupa finali öncesi bu düşmanlığın bitirilmesi hayati derecede önem taşıyor.

Okumaya devam et