Bitirin Bu Düşmanlığı Röportajı Üzerine Futbol Dünyası Mensuplarından Yorumlar

Bir yıl önce, 01 Ağustos 2012 tarihinde Fanatik Gazetesi’nde yayınlanan ”BİTİRİN BU DÜŞMANLIĞI” başlıklı röportajıma, aynı gazetenin temas kurduğu, Türk Futbol dünyasının 22 değerli mensubunun 10 Ağustos 2012 tarihinde yine aynı gazetede yayınlanan  yorumlarını  da sizlerle paylaşmak istedim.

Aşağıda sunuyorum.

Taraflı/tarafsız, renk ayırımı yapmadan, akliselim sahibi tüm futbol ve barış severlerin aynı yönde çaba sarfedeceklerine ilişkin umudumu sonuna kadar koruyacak ve bu yönde ısrar edeceğim. Bu ülke ve bu takımlar hepimizin. Sizlerin de, ümitsizlik yorumları yapmadan bu istikamette çaba sarfetmenizi önemle rica ediyorum.
 
 

Alp Yalman (Galatasaray Kulübü Eski Başkanı)

Hayrettin Kozak gayet doğru söylemiş. Galatasaray ve Fenerbahçe rekabetinin kendisine has bir lezzeti vardır. Kimsenin söyleyeceği sözlerle bu tadı kaçırmaya hakkı yok. Rekabetin ve dostluğun ne zaman başladığını herkesin iyi bilmesi gerek. İnşallah Erzurum’daki maçta istenmeyen bir olay olmaz. Oğuz İmregün (Galatasaraylı Eski yönetici)

Hayri’nin bu sözleri yüzde 1000 makul. Arada harp yok, dostuz biz, kol kola bir arada olmamız gerek. Barış verilecek binlerce ölüyle mi tesis edilmeli. Spor sporluktan çıkıyor, gazeteler de ateşe yağ döküyor. İmam öksürürse cemaat zaattüre olur, hatta ölür. Hayri’yi bu çıkışı için tebrik ederim. Kabahat şu ana kadar bu kötü gidişe mani olamadığımız için hepimizin. 

Doğan Hasol (Galatasaraylı eski yönetici)

Demeçler üzüntü verici. Bu kulüpler arasında düşmanlık değil dostluk vardır. Zamanında Galatasaray için Fenerbahçe, Fenerbahçe için de Galatasaray fedakârlık yapmışlardır. Bunu yöneticilerin iyi bilmesi gerekir. Yapılan iş spordur, spor içinde dostluğu barındırır. Savaş değil, spor yapılıyor. Bu tür davranışlar yöneticilere hiç yakışmıyor. Onlar böyle davranırlarsa taraftar kim bilir ne yapar… Lafları tartarak, dikkatle seçerek konuşmak gerek.

Can Bartu (Fenerbahçeli eski futbolcu)

Bu işi uzatmanın manası yok. Fenerbahçe ile Galatasaray, Erzurum’a dostluklarını da götürerek çok iyi bir maç yaparlar. Birbirlerinden kopamazlar, böyle açıklamalara gerek yok. Hiç kimsenin de gücü iki takım arasındaki dostluğu bozmaya yetmez. Tabii ki fanatik taraftarlar vardır, bunların verebilecekleri zararlara aklı başındakilerin engel olması gerekir.

Ercan Güven (Milliyet Gazetesi yazarı)

Hayri Kozak, Türk Futbolu’na son derece olumlu yaklaşıyor. Çok yalnız kaldığını da biliyorum. Keşke her büyük kulüpte Hayri Kozak gibi akil adamlar olsa da yöneticilerin çılgın çıkışlarını biraz olsun dizginleyebilse. Aksi halde yöneticilerin gündelik hesaplarıyla, taraftar kitleleri asla düşürülmeyecek tansiyonlara erişecek ve her lig maçında korku egemen olacak. Yöneticiler de bu durumun farkında aslında fakat bir muhasebe yapıyorlar ve kısa vadedeki getiriler yüzünden uzun vadede türk futbolunu ateşe atmaktan çekinmiyorlar.

Mehmet Demirkol (Fanatik Gazetesi yazarı)

Hayri Kozak her zaman aklı temsil eden bir spor insanı. Onu sadece bir Galatasaraylı olarak değerlendirmemek gerekir. Bu konuda söyledikleri de yüzde 1 milyon doğrudur. Aslında bu sorunu yaratanlar da Hayri Kozak’ın haklı olduğunu biliyorlar. Ancak maalesef sağduyu arayan milyonlar yerine az sayıdaki holigana hitap etmek onların işine daha çok geliyor. Çünkü ülkede sağduyu sahiplerinden çok holiganların sesi çıkıyor.

Faruk Ilgaz (Fenerbahçe Kulübü Eski Başkanı)

Galatasaray ve Fenerbahçe hayatları boyunca el ele vermelidir. Aksi halde iki takım da zarar görür. Anlasınlar ki ayrı giderlerse ikisinin de aleyhine olur. Zeki Rıza Sporel’in en iyi arkadaşı Aslan Nihat’tır. Zeki’nin cenazesinde Nihat, “Neden önce ben     ölmedim” diye göz yaşı dökmüştür. Eskiden gerçek arkadaşlık vardı futbolcular ve yöneticiler arasında.

Yılmaz Özdil (Fanatik ve Hürriyet Gazeteleri yazarı)

Ezeli rakiplerin el ele kol kola maç seyretmesini elbette isterim. Ancak, Galatasaray ve Fenerbahçeliler’in aynı tribünde huzur içinde maç seyretmesini beklemek, Papa’nın Sultanahmet’te namaz kılması gibi bi şeydir. Veya, Diyanet İşleri Başkanımızın Vatikan’da vaaz vermesi gibi. Dolayısıyla, bu işin tek çözümü, ‘hukuk’tur. Mesela, Galatasaray stadında olay çıktıysa, Galatasaray seyircisiz maç cezasını, bir sonraki lig maçında değil, bir sonraki sezon Fenerbahçe maçında çekmelidir. Suçu kime karşı işlediyse, faturayı da ona ödemelidir. Farzedelim, Fenerbahçe stadında, Galatasaray maçında olay çıkıyor, Fenerbahçe o maçtan aldığı seyircisiz maç cezasını, hemen bir sonraki Gençlerbirliği maçında ödüyor, kurtuluyor. Bu saçmalık böyle devam ettiği sürece, Galatasaray-Fenerbahçe maçlarında olay çıkarmaktan kimse korkmaz. Derbi’nin cezası, derbide ödenmeli. Laftan anlamayanlara, anladıkları dilden konuşulmalı. Galatasaray, Fener maçında olay çıkardığı için 3 maç ceza aldıysa, 3 sezon Fenerbahçe maçını seyircisiz oynamalı. Fenerbahçe, Galatasaray maçında olay çıkardığı için 4 maç ceza aldıysa, 4 sezon Galatasaray maçını seyircisiz oynamalı. Beşiktaş, Trabzon, Bursa derbileri de aynı şekilde. Kombine biletlerine bile yansıyacak olan bu uygulama, kulüplerin aklını başına getirecektir. Kulüplerin kolunu bükmeden, taraftarlara kimse söz geçiremez. Hazin gerçek budur. Gerisi romantizmdir.

Necil Ülgen (Fanatik Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni)

Rahmetli Suphi Batur, bizim sokağın her halde en meşhur insanlarından biriydi. Şişli ilçesinin Kazım Orbay Caddesi’ndeki gösterişten uzak hayatını yaşayan Galatasaray’ın eski başkanını mahalle arkadaşlarımızla beraber birkaç kez ziyaret etme ve sohbet etme şansını yakalamış bir genç olarak o zamandan aklımda kalan Fenerbahçe’ye yönelik kullandığı son derece saygılı üsluptu. Yıllar içinde Fenerbahçeliler’in Galatasaraylılar, Galatasaraylılar’ın Fenerbahçeliler için tutturduğu dil nasıl, hangi süreçten geçerek bu hale geldiği konusunda herkes başka bir şey söyleyebilir hatta buradan bambaşka bir kavga konusu bile üretilebilir ama ben hep Suphi bey gibileri dinlemeyi tercih ederim. O nedenle bu hoyrat dönemde Hayri Kozak abimizin söylediklerine iyi kulak verilmesi ve bunu söyleyen Fenerbahçeliler’in de olmasından yanayım. Yoksa bu işin sonu hiç iyi yerlere gitmeyecek.

Turgan Ece (Galatasaraylı eski yönetici)

Biz eski kafalıyız, böyle polemikler, başkanların birbirlerine laf atmasını anlayamıyoruz. 1943 yılında kupa maçı için İzmir’e gittik. Fenerbahçe ile oynayacağız. Bizim başkan Suphi Batur, Fenerbahçe’ninki Zeki Rıza Sporel. Birden kapı açıldı Zeki Bey içeri girdi. Suphi Bey hemen ayağa kalkarak kapıya kadar giderek kendisini karşıladı. Zeki Bey yerine oturdu. Suphi Bey yanında ayakta duruyor. Ancak Zeki Bey, “Oturabilirsin Suphi” dedikten sonra oturdu. Çünkü Zeki Bey, Suphi Bey’in Milli Takım’dan kaptanıydı. Futbol 3 neticeli bir spordur ve 3 sonuç da felaket değildir.

Doğan Sarıbeyoğlu (Galatasaraylı Eski Yönetici)

Fenerbahçe çok zor, kaoslu bir dönem yaşamakta. Aziz Yıldırım’ın, Fenerbahçe Başkanı olarak 1 yılını cezaevinde geçirmesi o camianın psikolojisini ve başkanın maneviyatını ne denli etkilediğini hepimiz yaşarak gördük. Yıldırım’ın Galatasaray aleyhine söylediği tüm sölere Galatasaraylılar, yöneticiler ve başkanımız çok makul ve hoşgörülü bir yaklaşımda bulunmalı. Zor anlarında insanlara, camialara yıpratıcı sözler söylemek sportmenliğe yakışmaz.

Burhan Sargın (Fenerbahçeli eski futbolcu ‘Canavar Burhan’)

Açıklamalardan çok rahatsızız, ayıptır, birbirlerine düşman gibi davranmaları kabul edilemez. Ne yapmamız lazım bilemiyorum. Galatasaray şampiyon olduğu zaman, Bülent-Reha Eken kardeşler, Turgay Şeren, Alp Yalman ve birçok Galatasaraylı dosta telefon edip kutlarım, onlar da biz şampiyon olunca arar, kutlarlar. Beyoğlu’nda beraber dolaşırdık. Bizim arkadaşlığımız hangi takım olursa olsun başkaydı. Biz dostluğu tesis etmek için o kadar alın teri döktük, günah, yıkmayalım bu dostluğu.

Kemal Onar  (Galatasaraylı eski yönetici)

Erzurum’da oynanacak maç için korkum var. Aziz Bey biraz şaşırmış, Galatasaray cevap vermesiydi daha iyi olurdu. Başkan dahil yöneticiler çok konuşuyor. Başkan ise anlayamadığım bir şekilde birinci tekil şahısla konuşuyor. “Alacağım, yapacağım, satacağım” demekle olmaz. Galatasaray kimsenin malı değil hele onun hiç değil. Herkese konuşma şımarıklığı gelmiş. En ketum yine eskiden olduğu Ali Dürüst. Diğerleri fırsat bu fırsattır diye konuşuyorlar.

Türker Arslan  (Galatasaraylı eski yönetici)

Taraftarları germenin bir anlamı yok. Yöneticiler ağızlarından çıkan lafları kontrol etmeli. Tribün anarşisinin ve kavgaların en büyük sorumlusu yöneticiler. Yöneticiler rakibe saygılı olmalı. Maç sonu beyanatlar da bana göre yanlış. Yönetici bağlayıcı, toparlayıcı olmalı. Geçmiş yıllarda hep beraber maç seyrederdik, bu problemler yoktu. 50 yılda nereden nereye gelmişiz. Özellikle futbolda iş taraftarlıktan çıktı, holiganizme ve vandalizme döndü.

Ali Tanrıyar (Galatasaray Kulübü Eski Başkanı)

İki kulüp arasında dostluk olması lazım. Benim ve benden evvelki zamanlarda Fenerbahçe ve Galatasaray 2 kardeş kulüptüler. Aradaki anlaşmazlıklara ben çok üzülüyorum. Aralarının açılmasına neden olan açıklamaları yapmaya kimsenin hakkı yok ve bu açıklamalar hiç hoşuma gitmiyor. Bu dostluğun asla bozulmaması gerek.

Şükrü Birant (Fenerbahçeli eski futbolcu)

Tarihten bu yana rekabet devam ediyor, edecektir. Bu rekabeti de özel kılan insanlar vardır; Metin Oktay gibi. Hayri’ye katılmamak mümkün değil. Metin Oktay’ın onur gününü beraber yaptık. Küçük Fikret’in onur gününü de beraber yaptık. Rekabete her zaman varız ama fanatizme hiçbir zaman     katılmamız mümkün değil. Galatasaray Genel Sekreteri Emin Bey 22 Aralık 1922’de iki kulüp futbolcularına, “En büyük dostluk spor dostluğudur, mağlubiyleti olmayan tek şey spor dostluğudur” diye nasihat vermiştir.

Turgay Kıran (Galatasaraylı eski yönetici)

Her şeyden evvel bugünkü durum alışılmış bir ortam değil. Bugüne kadar şike davasından yargılanan bir kulüp başkanı olduğunu sanmıyorum. Sevgili Aziz Yıldırım sıkıntı içinde bir takım laflar söyledi, Galatasaray da böyle bir duruma alışık olmadığı için cevap verdi ve ortam gerildi. İki kulüp arasındaki dostluk bozulmaz. Sporcular çıkıp centilmen bir şekilde maçlarını oynarlarsa dostluk ve saygı içinde bir maç olur, herhangi bir olay da umarım çıkmaz.

Engin Verel (Galatasaray ve Fenerbahçeli eski futbolcu)

Türkiye’nin iki büyük takımı, aralarında büyük bir rekabet var. Hem maddi hem de manevi. Bu tür üst düzey başkanlık mertebesine gelen kişilerin camialarına şirin gözükmek için ya da bireysel haklılıklarını toplumla paylaşmak için yapmış oldukları bu konuşmalar camiaları gerginliğe sürüklüyor. Bu tür konuşmaları batıdaki kulüp idarecilerinde göremiyoruz. Bunun için artık kişiler konuşmasa sadece sporcular sahada görevlerini yaparak futbol kamuoyunu mutlu etse daha doğru olur.

Atilla Kıyat (Fenerbahçeli eski yönetici)

Yöneticilik zamanımda sert açıklamalardan kaçındım. Aklıselimle yapılmamış açıklamalar anarşiye yol açıyor. Geçtiğimiz dönemde Fenerbahçe’nin içine düştüğü durum ve bu duruma karşı Galatasaray’ın da tutumu dostluğu zedeledi. Belki yöneticiler, aralarındaki dalaşmanın taraftara yansıdığının farkında değiller, olsalar bu açıklamaları yapmazlar. Süper Kupa Finali’nin Erzurum’a alınması bir şans. Umarım ki bu maçın Erzurum’da oynanması barış rüzgarlarını da beraberinde getirir.

Turgay Şeren  (Galatasaraylı eski futbolcu)

Biz Galatasaray Lisesi’nde Sarı-Kırmızılı formayı giymeye başladığımız zaman hep aklımızda olan şuydu; Galatasaraysız Fenerbahçe, Fenerbahçesiz Galatasaray olmaz. İsmi Galatasaray olan okulumuzda Fenerbahçe’yi seven arkadaşlarımız da vardı. Ve 1950-51 yıllarında mezun olurken ben Galatasaraylı Turgay olarak, sıra arkadaşım ise Fenerbahçeli Tanju olarak okulu bitirdik. Ancak onun kısmeti yoktu, talihsiz bir kazada denizde hayatını kaybetti. Yıllar geçti, okul bitti, futbolculuk dönemimiz sona erdi ama Fenerbahçe ile dosluğum bitmedi, asla da bitmeyecek. Duygun Yarsuvat (Galatasaray Üniversitesi eski rektörü)

Futbol bir gösteridir. Yenmek ve yenilmeyi ön plana çıkartmak anlamsızdır. Her iki kulübün üst derece yönetimlerinin birbirini hedef alan, yeren ifadeleri kullanmaması gerekir. Bu gibi beyanlar ceza hukukunda nefret suçunu oluşturur. Ayrıca beraberliğe, birlikte olmaya çok ihtiyacımız olduğu bir dönemde, toplumun     basit bir spor gösterisi nedeniyle düşman kardeş yapılması hiç doğru değil. Gürcan Bilgiç  (Sabah Gazetesi yazarı)

Sadace taraftarlarına gövde gösterisi yapmak, rüzgârı kendi arkalarına almak adına ortamı gerdiler. Ne Aziz Yıldırım’ın suçlamaları, ne de Ünal Aysal’ın cevapları onaylanabilir. Tam huzuru bulduk, artık futbol konuşacağız derken, yine birbirlerini sürekli suçlayıp, korları ateş yapanlara kaldı ortalık. Bu tarzın, tribündeki insanların birbirlerine daha düşmanca davranmasının dışında ne faydası oldu ki, yine bunlardan çıkar umuyorlar. Aslında onlar da biliyor bunu ama amaçları veya vizyonları daha farklı değil ki… Kızdıkları televizyon yorumcularından farkları yok. Hamasetle, reyting kovalıyorlar. Çok da iyi yapıyorlar, bravo (!) onlara…

 

Yorumlayın