GS – FB İlişkilerinin Ülkemiz Barış Ortamı için Olağanüstü Önemi

Son bir yıl içinde maalesef yine sık sık şahit olduğumuz yönetici beyanları ve Twitter üzerinden izlediğim kadarıyla bu akşamki maç öncesi  taraftarlar arasındaki sert atışmalar ve karşılıklı hakaretler her iki kulüp arasındaki gerginliğin aynen devam ettiğini göstermektedir. Liglerin başlamasının arefesindeki bu manzara karşışında 09 Ağustos 2012 tarihinde Fanatik Gazetesi’ne verdiğim ”BİTİRİN BU DÜŞMANLIĞI” başlıklı röportajı, bugün için de aynen geçerli olduğu inancıyla, sizlerle tekrar paylaşmayı zorunlu gördüm. Dikkat ve sabırla okumanız ricasıyla aşağıda sunuyorum.

Bitirin Bu Düşmanlığı

Son 1 yıllık süreçte iki kulüp arasında gelişen olaylar, ilişkileri en küçük bir hatada patlamaya hazır bomba haline getirdi. 12 Ağustos’taki Süper Kupa finali öncesi bu düşmanlığın bitirilmesi hayati derecede önem taşıyor.

‘Sorumlusu başkan ve yöneticiler’
Bu açıklamalar için yorum yapacak herkes öncelikle bu iki takımın 100 yılı aşmış geçmişlerini, uzun yıllara dayalı dostluk ve rekabetlerini ve bugün itibarıyla toplam olarak  40 milyon taraftarın mevcudiyetini hatırlamak ve mutlak surette göz önünde tutmak durumundadır. Bu durumun bilincinde olmak, bu konuda yorum yapacak kişi ve kurumların sorumluluğu olmalıdır. Bu sorumluluğun birinci derece sorumluları da tabii ki her iki kulübün başkan ve yönetimleridir. Özellikle son bir yıl içinde Türk futbolunda yaşanan kaos ve aklı başında hiç kimsenin reddedemeyeceği gerginlik her iki camiada varlığını bütün ağırlığı ile hissettirmiş ve bugün de aynen hissettirmektedir.

‘Ateşe benzin dökmekle aynı şey’
Yeni bir sezonun hemen arefesinde başkan ve yöneticileri kendi camiaları ve kamuoyuna yapacakları konuşmalar, verecekleri demeçler ve kulüp internet sitelerinde yayınlayacakları bildirilerde son derece dikkatli olmak durumundadırlar. Bu anlayışa aykırı bir tutumda olmak ve bunda ısrar etmek adeta ateşe benzin dökmek demek olacaktır. Aynı şekilde her iki kulübün üye ve taraftar forumlarında yazan, okuyan kişilerin de en kısa sürede karşılıklı hakarete varan yazışmalara son verip tam aksine var olan bu vahim düşmanlık ortamını tatlı bir rekabete dönüştürmenin çarelerini tartışmaya açmaları gerekmektedir.

‘Son derece talihsiz ve zamansız’
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın son yüksek Divan Kurulu’nda yaptığı konuşma ve açıklamalar, hemen akabinde Galatasaray Başkan ve Yönetimi’nin kulüp resmi sitesinde verdiği çok sert ifadelerle dolu cevap son derece talihsiz ve zamansız olmuştur. Zira hemen yakın tarihte, 12 Ağustos’ta, iki takım arasında Süper Kupa maçı oynanacak, takip eden haftalarda da lig maçları başlayacaktır. Ne yazık ki son bir yıllık süreçte gelişen olaylar iki ezeli rakip arasındaki ilişkileri adeta en küçük bir hatada patlamaya hazır bir bomba haline getirmiştir. Gerek Süper Kupa maçı öncesinde, gerek devamında liglerin başlayacağı tarihe kadar geçecek süreçte her iki kulüp başkan ve yöneticilerinin tavır ve yayınlayacakları bildirilerde son derece dikkatli ve titiz olmaları, her türlü popülist söylemden uzak durmaları hayati önem taşımaktadır.

‘Aziz Yıldırım deşarj oluyor!’
Sayın Aziz Yıldırım’ın geçtiğimiz bir yılı bazı mesai arkadaşlarıyla soruşturmalarda ve devamında cezaevinde geçirmiş olmasının kendisinde derin izler bırakmış olması, bugünlerin doğal tezahürü olarak konuşmasını sert ve suçlayıcı sözlerle sürdürmüş olmasına neden olmuştur. Duygu ve düşüncelerini fazlasıyla dile getirmiştir. Bir nevi deşarj olmuştur. Dileğimiz bundan sonraki süreçte kendisinin ve arkadaşlarının mesailerini kulüplerinin konularına yoğunlaştırmaları ve başta Galatasaray olmak üzere aynı ligde rakipleri olan tüm kulüplere karşı daha yumuşak ve anlayışla bakmaya gayret etmeleridir.

‘40 milyonun gözü kulağı onlarda’
Sayın Ünal Aysal ve ekibinden de beklenen son bir yılda süregelen tartışmalardan arınıp ilk tutuklamaları müteakip 5 Temmuz 2011’de kulüp resmi sitesinde yayınlayarak kamuoyuna duyurdukları fevkalade sıcak ve anlayışlı mesaj çizgisine dönerek Fenerbahçe ile adeta karşılıklı düşmanlık haline gelmiş olan ilişkileri mantıklı bir dostluk anlayışına dönüştürme gayretinde olmalarıdır. Her iki kulüp başkan ve yöneticilerinin bu anlayışa sıcak bakmaları, başkanları oldukları toplam 40 milyon üye ve taraftar, genç jenerasyonlar ve tabii tüm futbol kamuoyu için gelecek adına büyük bir umut ışığı olacaktır. Unutmasınlar ki 40 milyon taraftarın gözü ve kulağı üzerlerindedir, bu da kendilerine büyük bir sorumluluk getirmektedir.

‘Kargaşadan keyif alanlar var…’
Tabii spor medyasının da bu anlayışa destek vermek üzere yapıcı bir tavır ve anlayış içinde olmaları, asla tartışmaları körükleyecek yayınlar yapmamaları bu süreçte hayati önem arzedecektir.

Bu bir hayal değildir. Unutmayalım ki ülkemizde, içerisinde Galatasaray ve Fenerbahçe’nin birlikte olmayacağı bir futbol ortamını düşünmek bile mümkün değildir… Tabii mutlaka dostane ilişkiler içinde! Bu kargaşadan keyif alıp kendilerine gündem ve fonksiyon yaratmaya çalışan küçük bir kesim dışında Türk futbol dünyası ve tüm kamuoyu Galatasaray ve Fenerbahçe başkanlarından, aralarında kurulması gereken bir diyaloğun ilk adımlarını atarak camiaları karşılıklı kaos ve adeta düşmanlık ortamından çıkarıp, eskiden olduğu gibi dostluk, sportmence     rekabet ve mücadele ortamına taşımalarını ve tarihe çok önemli bir imza atmalarını bekliyor. Bu alternatifi olmayan tek yol olarak önlerinde durmaktadır…

Yorumlayın