Hayri Kozak Neden Konuşur, Neden Eleştirir

“O sadece eleştirir… Devamlı muhalefet yapar… Eleştirmek en kolay iştir, yönetime girsin de görelim…” derler, yazarlar bazıları benim için…

GS üyeliği yaşamımda ilk kez rahmetli başkanımız Prof. Dr. Ali Uras döneminde 21 Nisan 1979’da kürsüye çıktım, yaşım 34 idi. Bugün yaşım 68 hala mikrofonlardayım. Adeta yüzüm eskidi, sanmayın ki farkında değilim. Yıllardır çok alıştığım kürsüden beni dinleyenlerin yüz hatlarını, psikolojilerini görebiliyor, hissedebiliyorum. Dikkatle dinleyeni de, uyuklayanı da…

Herkesin şunu iyi bilmesini rica ediyorum. Galatasaray topluluklarının önünde kürsüye çıkmak kolay değildir. Bunca yıldan sonra Hayri Kozak için de asla bir zevk değildir. Ancak olayın benim sizlerle paylaşmak istediğim bana göre bilinmesi gereken bazı acı gerçekleri olduğunu söylemek durumundayım.

1) Olağan Genel Kurul Toplantıları, üye tabiri ile kısaca Mali Kongreler, her yıl bir kez yapılır. Mali, idari, sportif tüm icraatların ve yeni bütçenin tartışılacağı çok önemli toplantılardır. Hayattaki üye adedinin takriben 12.000, kaydı açık üye sayısının 8-9.000 olan son 2 yılın Genel Kurul katılımlarına bakalım:

Tarih Kaydı Açık Üye Katılım %
31.03.2012 9207 634 7
30.03.2013 8901 702 8

Katılım adet ve oranı dramatiktir. Yönetimler yıllardır katılımlardaki ilgisizlik karşısında yıllık faaliyet raporlarını 1500 adet olarak bastırırlar. Bu kitapların her kongre sonrası 750 adedi arşive depolanır, 200 – 300 adedi de koltukların arasından toplanarak çöpe atılır.

BU TABLO ÜYELERİN İLGİSİZLİĞİNİN NET GÖSTERGESİDİR.

2) DİVAN toplantıları her ay bir kez yapılır. Yönetimin aylık icraatı ve güncel olaylar tartışılır. Son 2 ayın katılımlarına bakalım:

Tarih Toplam Üye Katılım %
Haziran 2013 1704 187 11
Temmuz 2013 1704 156 10

BU TABLO DA ÜYELERİN İLGİSİZLİĞİNİN İKİNCİ NET GÖSTERGESİDİR.

3) GENEL KURUL ve DİVAN TOPLANTI HABERLERİNİN GS CAMİASI VE KAMUOYUNA YANSIMASI:

Gerek kulübün resmi internet sitesi gerek medyada toplantılardan sadece kulüp başkan ve yöneticilerinin konuşmaları haber yapılır. Yoğun medya katılımına rağmen toplantılarda yapılan konuşmalardan camia ve kamuoyunun haberi olmaz.

Toplantı ertesi, tüm spor medyası sayfa ve ekranları sadece Başkan ve yöneticilerin verdikleri beyanatlarla dolar. Bu ise büyük çoğunlukla da futbol ve varsa günün tartışmalı bazı olaylarından ibarettir.

Bu vahim durum sadece Galatasaray değil tüm büyük kulüpler için de aynen geçerlidir. İstisnalar hariç tüm genel kurul üyeleri, milyonlarca taraftar bu haberlerle yetinmek durumundadır. Onlar için topun çizgiyi geçmesi yani takımın galip gelmesi ve şöhretli yıldız futbolcu transferleri haberi dahi mutluluktur. Yöneticiler ve medya da bu durumu gayet iyi bilerek bu konuları keyifle işlemeye devam ederler. Kimsenin milyonlarca dolar bütçenin nasıl çalıştığını, kulüplerinin nakit akışlarında sorun olup olmadığı konularında asla bilgi ihtiyacı yoktur. Böyle ortamda top çizgiyi geçtiği sürece riskli fakat mutlu bir yaşam devam eder gider.

45 yıllık üyelik sürecimde yönetimlerin, üyelerin Genel Kurul ve Divan toplantılarına ilgisizliklerinden hiçbir şikayetlerini duymadım, herhangi bir önlem arayışına gerek duyulduğunu işitmedim. Bu anlayış tüm benzer anlayışı benimseyen kulüpler için orta ve uzun vadede büyük risktir. Kendi kulübüm Galatasaray’ın da içinde bulunduğu büyük kulüplerin hepsi sağlıksız bir mali yapı içinde sisli havada pusulasız, radarsız seyreden gemi durumundadırlar.

Yıllardır kulübün bütün konularını ciddi bir üye sıfatıyla, inceleyerek yaşayan Hayri Kozak’ın ilerlemiş yaşına rağmen bu tablo karşısında sessiz kalması mümkün değildir. Kendi imkânları çerçevesinde kiminin eleştiri, kiminin muhalefet adını vererek yıpratmaya çalıştığı mücadelesinden vazgeçmesine yüreğinde taşıdığı Galatasaray sevgisi izin vermeyecektir. Sağlığı izin verdiği sürece yoluna devam edecektir.

Galatasaray’ı diğer büyük kulüplerden ayıran son derece önemli özelliği çok değerli gayrimenkullerinin varlığıdır. Bu tabii büyük bir mutluluk faktörüdür ancak beraberinde büyük bir riski de taşımaktadır. Başkalarının kaybedecek büyük varlıkları yoktur ama benim kulübümün vardır. Tüm Galatasaraylıların da bu varlıkların koruyuculuğunu yapma sorumluluğunu hatırlamaları gerekir.

Galatasaray’ın büyük sabit kıymet değerleri yanında olağanüstü değerli ancak atıl kapasitede bekleyen son derece güçlü bir insan gücü varlığı da vardır. Bu da üye listelerinde yer alan çok sayıda kariyerli birimlerden oluşan genç jenerasyon. Artık hepsi yeterli yaş seviyesine gelmiş durumdalar ve sorumluluklarının bilincine girme, harekete geçme zamanları gelmiştir.

Şimdi sizleri sıkmayacağına inandığım, sadece 14 dakika sürecek, “MADALYONUN TERS TARAFI” olarak isimlendirdiğim mali konular içeren son Divan konuşmamı sunacağım. Devamında da bilgilerin kaynaklarını, yazılı olarak takdim edeceğim.

Küçük not: Konuşmamda yer alan basketbol rakamlarını basket ve voleybol toplamı olarak kaydetmenizi rica ederim.

Divan’daki konuşmamın içerisinde yer alan, genelde rakkam içeren, sizlerin de dinlemiş olduğunuza inandığım bölümlerini aynen aşağıya bilgi kaynakları ile birlikte sıralıyorum.

1) 28 Şubat 2013 itibariyle GS Sportif A.Ş.’nin Kasa/Banka nakit mevcudu 8 milyon TL’dir.  (Kaynak: Akis Denetim’in 9 aylık dönem raporu)

2) 31 Aralık 2012 itibariyle GSK Derneği (Solo) Kasa/Banka mevcudu 19 milyon TL’dir. (Kaynak: 31 Aralık 2012 Faaliyet raporu s.108 ve AKİS Denetim Raporu S.1)

3) 31 Mart 2013 itibariyle Konsolide Banka Kredileri 160.6 milyon dolar, 31.12.2012’de 145 milyon dolardı. (Kaynak Adnan Nas’ın Divan’da sunduğu Ocak – Mart 2013 dönemi 08 Mayıs 2013 tarihli özet mali rapor. S.5)

4) 31 Mart 2013 itibariyle Konsolide kredi teminatları: 686 milyon dolar. Son 3 yılın en yüksek seviyesi. 31.12.2012 634 milyon dolar – 31.12.2011’de 599 milyon dolar. (Kaynak: Yine Adnan Nas’ın sunum yaptığı Ocak-Mart 2013 Dönemi özet mali raporu S.8)

5) 31 Mart 2013 itibariyle Konsolide B/A farkı 420 milyon TL. (235 milyon dolar) (Kaynak: Yine aynı Adnan Nas sunumu S.4)

Önemli not: Konuşmamda da belirttiğim üzere 31.12.2012 faaliyet raporu ve Akis Denetim raporlarında belirtilen bilanço dışı sporcu yükümlülükleri 254 miyon TL’nin bilanço dışında da takip edilse borç olarak addedilmesi gerektiğinin altını çizerek, ben pratikte toplam reel borcun 674 milyon TL olarak kabul edilebileceğini ifade ettim.

6) Haziran 2012 – Mart 2013 döneminde kullanılan yeni krediler toplamı: 125.6 milyon TL. (Kaynak; kişisel saptamam. Ayrıca bugün itibariyle daha da arttığını düşünüyorum.)

7) Kısa vadeli krediler 31 Mart 2013 itibariyle yine Adnan Nas’ın raporunda toplam kredilerin %63’ü, yani 101.6 milyon dolardır. Bu kısa vadeli krediler o tarihin denetçisi Mete İkiz’in 31 Aralık 2012 denetim raporunda da belirttiği gibi 1 yıl ve daha az süre vadeli kredilerdir! Yani bu yıl içinde ödenmesi gereken.

8) Sabit yatırımlar 2011 ve 2012 iki yıllık dönemde toplam 28.1 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. 2 yılda elde edilen 1 milyar TL yanında sabit yatırım toplam tutarı oldukça düşündürücüdür. (Kaynak: 31.12.2012 faliyet raporu)

9) GS SPORTİF A.Ş. 2010 yılında yapılan birleşmeden bugüne kadar her 3 aylık dönem zararla kapanmıştır.

28 Şubat 2013: 58.9 milyon TL zarar
30 Kasım 2012: 32.9 milyon TL zarar
Hisse değeri: 28.30 TL
(Kaynak, belirtilen dönemlerin KAP’ta sunulan denetim raporları)

Hayri Kozak Neden Konuşur, Neden Eleştirir” üzerine 8 düşünce

  1. Sevgili Ağabeyim,çok faydalı ve güzel bir şey yapmışsın.Camiamız senin gibi abi ve kardeşler sayesinde olayların arka planından haberdar oluyor.Emeklerine sağlık ve teşekkürler.

    • Yazdıkların için çok teşekkürler sevgili kardeşim. Sen de artık olayların arka planından haberdar olma aşamasına gir artık, yaşın senin de belli bir sınıra doğru yürüyor dikkat et.

      Sevgilerimle

  2. Sevgili Hayri Ağabey,
    Çok başarılı bir halka açılma olmuş. Emeğine sağlık, çabalarının bir gün camiada meyvelerini vermesini umuyor ve diliyorum.

    Saygı ve sevgilerimle.

  3. Kimse Hayri Kozak’ı sevmek zorunda değildir ve buna mecbur da tutulamaz ama bilgiyi arayıp bulduktan sonra onu şahsi birikimiyle harmanlayıp insanlarla paylaşma konusundaki istikrarı takdire şayandır ve saygıyı hak etmektedir.
    Başka bir gerekçe olmasaydı bile, sırf bu nedenle kendisine minnet ve şükran borçluyuz.

    Herhangi bir kulüp ya da derneğe üye olurken, insanların en azından bir veya birkaç sebep bulduklarını ve buna istinaden üye olmanın vecibelerini yerine getirdiklerini varsaymak yanlış olmaz.
    Gönül bağını somut faydaya dönüştürmek isteyen, kulübün karar alma süreçlerine katılmayı önemseyen, söyleyecek sözü olan ya da yanlış gördüğü bazı şeyleri düzeltebilme umudu taşıyan insanların Galatasaray Spor Kulübü’ne üye olduğunu düşünürdüm gençken…
    Üyelikte geçen 12 senede gördüm ki, yukarıdaki tarife uygun üyeler olmakla birlikte, neden Galatasaray saflarına katıldıklarını tarif edemeyen ya da bunun gerekçelerini unutmuş görünen üyelerimiz de var.
    Genel kurul toplantılarına katılmayan, oy kullanmayan hatta üyelik aidatını ödemeyi bile unutan üyelerin yanında, hatırı sayılır miktarda araştırmayan-sorgulamayan-ilgilenmeyen-bilgiden yoksun üye de var.
    Sayın Hayri Kozak bu kategorik sınıflamada nev-i şahsına münhasır kimliğiyle iftihar listesine girerken, ona benzer veya farklı şekilde kulüp için düzenli fayda üreten, tüm yükümlülüklerini düzenli yerine getiren, hak ve sorumluluklarının farkında olan üye sayısının maalesef istenen seviyede olmadığını gördüm.
    Geçmiş yılların istatistiki verileri de, bu savı doğrular niteliktedir.
    Üstelik bu durum belli bir üye grubu, yaş grubu, eğitim durumu ya da herhangi bir demografik özellik ile sınırlı olmayıp, genel geçer bir teşhistir.

    Bir kulüp ya da derneğe üye olan kişinin, öncelikle üye olduğu yapının bekası ve güçlenmesi yönünde pozisyon alacağını varsayarım.
    Günü kurtarmak, palyatif önlemler, yapısal sorunları makyajla örtmek, gerçekleri saklamak, verileri çarpıtmak, popülizme sığınmak bu amaca zıt siyasi manevralardır.
    Üzülerek gördüm ki, Türkiye’deki tüm spor kulüplerinde üyelerin kahir ekseriyeti basın haberleri ve kulis dedikodularına göre kulübün güncel durumunu değerlendirmektedir.
    Bu şekilde kulüplerin kısa vadeli çıkarlarına uygun kararlar vermek bazen mümkün olabilse dahi, uzun vadede kronikleşen sorunlarla yüzleşmek kaçınılmazdır.
    Türkiye’deki spor kulüplerinin yönetimlerine aday olan kişiler de bu gerçekten hareket ederek, seçildikleri dönemde maksimum sonucu her ne pahasına olursa olsun almak ve yeniden seçilmek üzere hareket etmektedirler.
    Bu kısırdöngü kırılamadığı sürece, Türkiye’den başarılı takımlar çıksa da, bir dünya kulübü çıkması ancak mucize olur.

    Oysa Galatasaray Spor Kulübü, kurucularının ortaya koyduğu felsefeden tutun da, üyelerinin entelektüel birikimine dek bu topraklarda “dünya kulübü” olmaya en yakın kurumsal yapıdır.
    Ancak yukarıda bahsettiğim kısırdöngü tuzağı, Galatasaray için de yakın ve açık tehlikedir.

    Sonuç olarak, katılım göstermeyen ve kulübün gündeminden uzak duran Galatasaraylılar yalnızca üyelik kayıtlarında istatistik rakamı olarak kalacak ve aslında Galatasaray’ı bilmeden hedefinden uzaklaştıranlar konumuna düşeceklerdir.
    Sevdiğini iddia ederken zarar vermemek adına, her kulüp üyesi bir karar vermek durumundadır kanımca.

    Hep birlikte ilgisiz, bilgisiz ve balik hafızalı olursak ya da olacaksak topluca üyelikten istifa edelim, bizim yerimize merak eden, sorgulayan, bilgi alan, destek olan, çalışan Galatasaraylılar gelsin.
    Galatasaray boş zamanlarda tesislerinden faydalandığımız, çene çalarak sosyallestiğimiz, rozetini takarak hava attığımız, business networking için kullandığımız bir seçkinler kulübüyse eğer, bu satırları size okutarak vaktinizi çaldığım için özür dilemeliyim!

    Sevgi ve Saygılarımla,

  4. Gsray hissesini aldığımda yeni fiyatla 139 tl idi. Şimdi 28 tl. Kimse bana bunda yönetimin sucu yok demesin, kesinlikle maniplasyon yapıldı, genel kurula katıldım. Yüzlerine baka baka beni dolandirdiklarini söyledim,A.Öztürk’e mail yazdım, değermiydi buna dedim. Allah’tan korkun dedim, bana cevabı, haklısın ama ben yapmadım, yanlış adama söylüyosun oldu. Yazık valla , gönül verdigim takım tarafından soyuldum ve ne devletin, ne kimsenin umrunda. O kadar kaliteli. Adam var camiada ama. Bizim. Tek umudumuz fb li yazarlar oldu.

    • Dünyanın her yerinde menkul kıymetlere yapılan yatırımın riski vardır.
      O yüzden makul bir insan, varını yoğunu hisse senetlerine yatırmaz.
      Manipülasyon olarak adlandırdığınız işlem, ana hissedara kanunun tanıdığı bir haktır ve kanunu bilmemenin mazeret sayılamayacağı prensibine istinaden peşin hükümlü suçlamalarda bulunmanız yersizdir.
      Umudunuz matbuatın sarı-lacivert kalemşörleri ise, size şimdiden geçmiş olsun demek isterim.
      Galatasaraylı olmanın bazı hasletlerine daha yakın olmanızı dileyebilirim bir de…

  5. Hayri Abi selamlar,

    “O sadece eleştirir… Devamlı muhalefet yapar… Eleştirmek en kolay iştir, yönetime girsin de görelim…” Yazınızın başında kullandığınız muhtemelen başkaları tarafından size yöneltilen bu yorumu bir kez daha kullanmak istedim. Öncelikle eleştiri bence en değerli davranışlardan biri olup içinde bulunduğu kurumun veya toplumun medeniyet seviyesini ölçer. Hayatımızın başlıca gayelerinden olan “gerçeği aramak” konusunda da çok kritik bir öneme sahiptir. Demokrasilerde muhalefet, eleştiri gibi kavramlar olmazsa olmazdır.

    Her ne kadar günümüz Türkiyesinde “eleştiri”ye tahammül sıfır noktasına doğru ilerlese de sizin gibi değerli büyüklerimiz oldukça biz de “eleştiriye açık birey” olma konusunda kendimizi her geçen gün geliştirmek mecburiyetindeyiz.

    Saygılarımla,

    Berkay Türkmen

Yorumlayın