Metin Oktay’ı Ölümsüzleştirmek

Sadece futbol sahalarındaki olağanüstü yetenekleri ve başarılarıyla değil, belki de daha fazla, alçakgönüllüğü, çelebi duruşu, arkadaşlık sevgisi ve yardımseverliği ile bütünleşen örnek kişiliğiyle futbolumuzun tartışmasız tek idolü olan Metin Oktay’ın 22. ölüm yıldönümü yaklaşıyor. Düşünmek lazım, acaba onu ölüm yıldönümlerinde sıradan bir törenle anmak yeterli mi, Metinimiz çok daha fazlasına layık değil mi?

2010 yılında kendilerine Metin Oktay Gönüllüleri adını veren küçük bir grup bunun asla yeterli olmadığını yaptıkları son derece anlamlı, duygu yüklü bir organizasyonla kanıtladı. Milyonların sevgisinin daha net anlaşılmasından öte, Metin Oktay adının temsil ettiği değerlerin daha net algılanması, belleklere kazınması ve genç kuşaklara aktarılması yolunda çarpıcı bir örnek sergilemenin gerekliliğine inanarak kapsamlı bir çalışma başlattı. Çalışma başından sonuna kadar tamamen amatör anlayışla yapıldı, Metin Oktay adı grup üyeleri için başlı başına bir motivasyon unsuru idi.

Kendisini 1950’lerin rahmetli amigosu Karıncaezmez’in sağlığında Dolmabahçe Stadının kapalı tribününün meşhur sol tarafındaki Galatasaray tribününden tanıdığım, her 13 Eylül sabahı Metin Oktay’ın kabri başında buluştuğum Faruk Gürbüzer başta olmak üzere, benim de ağabey olarak aralarına katıldığım ekip, yaş sırasıyla, aşağıdaki Metin Oktay aşıklarından oluşuyordu:

Vedia Telseren
Aslan Çakır
Bünyat Balaban
Levent Şahinoğlu
Metin Gürbüzer
Selim Arda Üçer
Timur Kuban
Tunca Üçer
Galatasaray ve Yıldız Teknik Üniversiteleri’nden bir grup öğrenci.

Her birine teşekkür ve takdir borçlu olduğum bu kardeşlerimiz olağanüstü uğraşıları ve emeklerinin eseri olan bir program 28 Eylül 2010 gecesi değerli ağabeyimiz Doğan Hasol’un büyük bir arzu ile bizlere tahsis ettiği Fulya’daki YEM salonlarında 600’ü aşkın bir topluluğa sunuldu. Maalesef salonun sınırlı kapasitesi daha fazla davetli kabulümüze izin veremedi.

Sunuculuğunu Ümit Aktan’ın, panel moderatörlüğünü de rahmetli Mehmet Ali Birand’ın yaptığı gecede Metin Oktay’ın ailesi, döneminde forma giymiş Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Eskişehir kulüplerinin şöhretli futbolcuları, aynı dönemin kulüp ve federasyon başkanları, futbol medyasının önde gelen isimleri, Galatasaray’ın profesyonel ve alt yapının tüm yaş grupları kaptanları, Galatasaray futbol takımının eski kaptanları; Turgay Şeren, Fatih Terim, Bülent Korkmaz, Cüneyt Tanman, Muzaffer Sipahi, Galatasaray’ın eski yöneticileri ve daha pek çok futbol adamı Metin’i yaşamak üzere bir araya gelmişlerdi. Bu geceyi canlı yayın videoları, yapılan fotoğraf sergisinin görselleri ve çeşitli görüntülerle, bu blog sunumumda sizlerle paylaşacağım. Hepsini dikkatle izlemenizi, hatıralarınızın canlanması, sevgili Metinimizi karşınızda görerek yaşamanız adına tavsiye ediyorum.

Futbolun spordan endüstri olmaya evrildiği çağımızda, forma aşkının profesyonellik kisvesi altında göz ardı edildiği günümüz futbol ortamında, Metin Oktay isminin temsil ettiği sadakat, tevazu ve kaybolmaya yüz tutan insani değerlerin ödünsüz biçimde sürdürülmesi ilkesinin bugünler ve yarınlarda da geçerli olabilmesi için onu anlamaya çalışmanın doğru hatta şart olduğunu düşünüyorum.

Konsantrasyonumuzu kaybetmemeniz adına, birkaç parça halinde bloğumda paylaşacağım bölümlerde de görebileceğiniz gibi, o sadece Galatasaraylıların değil spor ve futbol heyecanını kalbinde hisseden herkesin sevgili ‘Taçsız Kralı’ydı.

Bunun yanı sıra büyük çoğunluğu kendisinin vefatından sonra dünyaya gelmiş kitlelerin sadece Metin Oktay ismi ya da resmini taşıdığı için binlerce tişört satın almasını, her yılın 13 Eylül haftasına denk gelen maçlarda gollerden sonra Taçsız Kral’ın ismini gırtlaklarını paralarcasına haykırmasını, onun Galatasaraylılığını -belki biraz da haksızca- tüm sporculardan beklemesini nasıl açıklayabiliriz?

Sadece bu nedenle bile Metin Oktay birçok araştırmanın konusu olmayı hak eden bir isimdir. Yaşamı boyunca vazgeçemediği örnek insani davranışlar, forma ve renk sadakati gibi değerlerin temsilcisi olmayı başarabilmiş Metin Oktay, sadece gol atan, üstün yetenekli, kıvrak, olağanüstü hava hakimiyeti olan bir futbolcu olmanın ötesinde; başta Galatasaraylılar olmak üzere tüm sporseverler nazarında bir değerler bütünü haline gelmiş ve gönüllerde taht kurmuştur. Bu gerçeği arkadaşlarımın da katkıları ile çeşitli kaynaklardan derlediğim videolarda izleyeceğiniz kişilerin çeşitliliği ile yaşayacaksınız.

Yozlaşmış değerlerin neredeyse geçer akçe olduğu yaşadığımız çağda; tam da bu nedenle kendisiyle bütünleşen sözlerinden ‘beni bana bırakın’ çağrısı bizler için ne yazık ki lükstür. Metin Oktay bir yana bırakılmak şöyle dursun, daha ayrıntılı incelenmesi, daha fazla anlaşılması gerekli bir isimdir.

Umarım bloğumdan yaptığım paylaşımlar daha geniş kapsamlı, daha öğretici anma törenlerine, onu anlamak için yapılacak daha profesyonel ve derin çalışmalara, Galatasaray Spor Kulübünün ‘Taçsız Kral’ı kuşaklar boyu yaşatmak için atacağı kalıcı adımlara ilham verir, çok daha geniş organizasyonların yapılmasına yol açar.

Videolardaki konuşmalarda da ifade edildiği üzere ‘Metin Oktay’ olayı sadece Galatasaray değil tüm futbol kulüpleri ve özellikle genç jenerasyon sporcuları için tam anlamıyla bir tez konusudur. Bugünün ve geleceğin yöneticilerinin işleyeceği bir tez…

Metin Oktay’ı Ölümsüzleştirmek” üzerine 2 düşünce

  1. 2010 yılndaki o geceye Bodrum’dan gelmiştim. Hem izlemek şansına eriştiğim Metin Oktay için, hem de 2 oğlum Arda ve Tunca’nın bu organizasyonun içinde olmalarından dolayı. Tabi büyük bir gururdu benim için. Bu etkinliğe öncülük ettiğiniz için size de ne kadar teşekkür etsek azdır. Merak ve heyacanları video paylaşımlarınızı bekliyorum.

Yorumlayın